![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
|
O
Od: Ateş. Oğramak: Uğramak. Oğru: Hırsız, uğursuz. Oğrun: Gizli. Ohullar: Okurlar. Ohumak: Okumak. Ohur: Okur. Oladım: Olaydım, olsaydım. Olam: Olayım. Olannar: Olanlar. Olar: Olur. Olasan: Olasın. Olcağ: Olucak, olunca. Olcah: Olacak, olunca. Ollam: Olurum. Olmuşam: Olmuşum. Olmuyum: Olmayayım. Olum: Olayım. Onın: Onun. Otağ: Büyük ve süslü çadır. Oyanıban: Uyanarak Oyanmak: Uyanmak. Oyatmak: Uyandırmak. Oymak: Oymalı, bezeli, süslü, kümü küme. Oynayıban: Oynayarak Oyunbaz: Oyuncu, aldatıcı. Oyunnu: Oyunlu, tutumlu, davranışlı. Ö Ögünden: Önünden. Öğmek: Övmek. Öldi: Öldü. Ölke: Ülke. Öllem: Ölürüm. Ölüm: Öleyim. Ölümnen: Ölümden. Ölüptür: Ölmüştür. Ömür başa varmak: Ömrün sona ermesi, bitmesi. Ömür başa yetmek: Ömrün sona ermesi, bitmesi. Ömür malı: Ömür varı, tüm yaşam. Örük: Saç örgüsü, bir örgü saç. Öz: Kendi, zat. Öz-elinnen: Kendi elinle Özge yarnan: Özge yarla, başka sevgiliyle. Özge: 1. Başka 2. Başkası. Özgelernen: Özgelerle, başkalarıyla. Öz-özüme: Kendi kendime. Özüm: Kendim, ben. Özüme: Kendime. Özün: Kendin, sen. Özünü: Kendini, kendisini. |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
P
Paca: Baca. Pahıl: Kıskanç. Pak: Temiz, saf, katıksız. Para para: Parça parça. Para: Pare, parça. Paralamak : Parçalamak. Pare pare: Parça parça, küme küme. Parlı: Parlak, ışıldayan, göz kamaştırıcı. Pars: Farsça. Pay pay olmak: Bölünmek, bölüşülmek, paylaşılmak. Pay: Parça, düşer. Payam vaktı: Konuşma, haber alma zamanı. Payam: Peyam, haber. Payız: Sonbahar, güz. Peder: Baba, ata. Penah: Sığınma, sığınılacak yer , dayandığı nokta. Perçem: Alına ve yüze düşürülen saç, kakül. Pergar: Çember, koruyucu. Peri teki: Peri gibi, çok güzel. Peri: Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, düşsel, çok güzel dişi varlık. Perişan: Dağınık, karmakarışık. Perrü bal: Kanat. Pervan : Pervane, geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek. Pervane: Geceleri ışığın etrafında dönen küçük kelebek, haberci, kılavuz. Peyk: Haber ve mektup getirip götüren. Pervaz etmek: Havalanmak, uçmak. Perveri koç: Besiye alınmış koç, besi koçu. Perveri: Besili, besiye alınmış, beslenmiş. Peş-peş: Ard, arka. Peyke: Tahta sedir. Peymane: Büyük kadeh, şarap bardağı. Pısmak: Sinmek, başı omuzlara doğru çekerek korkuyla büzülmek. Pısmanam: Pısmam, korkuyla sinmem. Pısmanık: Pısmayız, korkuyla sinmeyiz. Pısmazık: Pısmayız. Pilte: Fitil. Pinhan: Gizli, saklı. Pir: 1. Hak katından aşıklık bağışlanmışlara dolu bade sunan Hızır. 2. Yaşlı, büyük, ihtiyar reis, bir tarikatın kurucusu, tarikatta ulu kişi, herhangi bir meslek ve sanatın kurucusu. Pişe: 1. Sanat, meslek, iş. 2. Yaradılış, huy. Pişvaz: Karşılama. Piyale vaktı: İçkinin, şarabın sunulma zamanı. Piyale: Şarap bardağı, içki kadehi. Piye: Satranç oyununda ön sıraya dizilen taşlardan her biri, piyade. Puc: Hiç, boş. Pucalmak: Hiç olmak, boşa gitmek, boş çıkmak. Puç: Puc, hiç, boş. Pul: Para. Puta: Uğruna dolu-bade içilen Tanrı vergisi sevgili, maşuka. Puş eylemek: Örtünmek. Puş: Örten, giyen, örtü, elbise. zırh. Puta: Put putası. Pür: Çok, dolu, çok fazla. Pür-nur: Çok parlak, çok nurlu. |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
R
Rah: Yol, tarz, usul. Rah-ı Halık: Allah yolu. Rahim Şah: Emrah ile Selbihan hikayesinin bir Erciş kolunda Selbihan'ın babası Rahm eylemek: Acımak, esirgemek. Rahm: Acıma, koruma, esirgeme. Rah-nüma: Kılavuz. Raz: Gizli sır, sır gibi saklı şey. Ref: Kaldırma, yüceltme. Reftar: Yürüme, salınma. Regib: Rakip, karşıt. Rengin almak: Rengini almak, renklenmek. Revan : Erivan kenti. Revan: Yürüyen, giden, akan. Reyhan: Fesleğen. Rıza: Memnunluk, istek, arzu. Rikab: Huzur, makam. Rişte rişte: Tel tel. Rişte: Tel.[ip ucu] Riya: Özü sözü bir olmamak. İki yüzlülük. Ruz u şeb: Gece-gündüz, gece ve gündüz. |
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|