isminiz@tampaylas.net Ücretsiz Türkçe Webmail - kullanıcı: şifre: yeni kullanıcı aç - şifremi unuttum
Tampaylas mailinizi msn veya live messenger'da kullanmak istiyorsanız, önce buraya tıklayarak kaydettirmeniz gerekiyor.



WwW.TaMPaYLaS.NeT  

Geri git   WwW.TaMPaYLaS.NeT > (¯`·.(¯`·.Metal-Rock-Gothic-Emo-Punk.·´¯).·´¯) > Metal > Metal Hakkında
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Oyunlar Bütün Forumları okunmuş kabul et







VurKac.Com Yeni Dostlukların Adresi online oyun satiş
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-02-2008, 11:05 PM   #11 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart Numetal


Numetal, kabaca heavy metal`in bir alt türü. Çok genel olarak konuşmaya devam edelim, hip hop aromalı vokaller, sample`lar, tercihen bir DJ`in elinden geçen rap alt yapısı, sert gitarlar ve bolca öfkeyi bir araya koyup müzik formuna sokarsanız elinizde kalan şey numetal oluyor. Elinizde kalıyor dedik ama yanılmayın, numetal yapıp elinizde kalması gibi bir şey söz konusu değil, kapanın elinde kalıyor plaklar.

Numetal nasıl popülerse, numetal hakkında atıp tutmak da okadar popüler son yıllarda. Bu müziğin gelip geçici bir akım olduğu, yetenek gerektirmediği, iki kolay riff, iki scratch ve "I hate myself and I want to die" diyerek kotarılabildiğini sanmak genelgeçer iddia olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuya da geleceğiz. Ancak neymiş şu numetal, biraz onu kurcalayalım.

Kurcalayalım tabii ancak öyle dendiği gibi kolay değil bu. Numetal, tanım aralığı, eğer böyle bir tabir varsa elbette, en geniş müzik türlerinden biri olmalı. Zaten en baştan hibrit olmayı kabullendiğinden, sürüyle türün numetal içine girmesi ya da numetalin kendisinin birçok türün alt türüne dahil edilmesi yadırganmıyor. En başta hip hop ve heavy metal elbette. Ancak hardcore, punk, emo, emo-core, metal-core, industrial, rapcore, hepsi numetalin içinde yer alabiliyor. Belki de numetal onların içinde yer alabiliyor. Farkındaysanız buna deminden beri karar veremedik. Sırf biz olsak gocunurduk da kimse sınırları net çizemiyor, o yüzden dert etmiyoruz. O yüzden bazı müzikseverlerin `mutlaka her şeyi kategorize edelim` saplantısına girmek yerine, `kategorizasyona hiç girmeyelim en iyisi` diyoruz. Zaten girmeye kalksak bile altından çıkabileceğimiz gibi değil durum. Hatta bazen bunlarla alakasız yerel, otantik motiflerin de devreye girdiğini unutmayalım.

Numetal`e girişOtantik dedik de… Bazı heavy metal dinleyenleri, fazla sulanmış olduğunu düşündükleri için numetal`den hazzetmez. Numetal`in, klasik metal gitar tekniklerini, riff`leri ve sololarını olduğu gibi kullanması bir yana, rock müziğin caz müzik ve dünya müziğiyle sürekli etkileşim halinde olduğunu da hatırlamak, illa itiraz edilecekse ondan sonra itiraz etmek gerekiyor.

Deftones ve Korn, numetal`in ilk temsilcileri; Fishbone, Body Count, Urban Dance Squad, Rage Against The Machine, Deftones ve Faith No More da sonraki kuşak temsilciler olarak kabul ediliyor. İşin ucunu Korn`dan da eskiye, Tool`a kadar çekenler var. Bu gruplardan bazıları, numetal`i tepelemeye çalışan metal fanlarından öyle sıkıldılar ki "biz numetal filan yapmıyoruz kardeşim" gibi açıklamalar yapmak zorunda bile kaldılar. Prodüktör Ross Robinson, numetal`in kralı kabul ediliyor; CV`sinde Machine Head, Slipknot, Cold, Sepultura, en önemlisi de Korn ve Limp Bizkit gibi gruplar yazılı.

Grupları saymaya başlamışken işin dev***** da getirelim. Numetal olup olmadığı tartışmalı, ancak benzer sularda gezinen grupları var; Sevendust, Finger Eleven, Godsmack, Soulfly, Ill Nino, Killswich Engine, Fear Factory, Spineshank, Tool, Incubus gibi… Gidip Creed`e numetal denmedikçe bunlar da çok yanlış örnekler olmazlar.

1990`larda saydığımız öncü gruplar, metal müziğin üzerine hip hop`a yakın vokaller ve başka teknikler denediler. Dinleyici kitlesi çok geniş iki tarzı buluşturmak ticari bir girişim değildi ama ticari getirisi devasa oldu. Metal dinleyemeyen rockseverler ve hip hop dinleyicileri, dinlemesi çok daha kolay bu müziği hemen kucakladı. Sonuç olarak fanlar ve özellikle de ukala müzik yazarları, kendilerini geleneksel metal grupları ile metal`in sertliğini alıp diğer zırvalıklarını sample`lar ve bir DJ ile değiştiren bu yeni nesil grupları ayırmak zorunda hissettiler. Bulunan "New Metal" terimi, zamanla "nu metal" haline geldi. Bugün Nu metal yerine bitişik "numetal" yazılması tercih ediliyor. Size çok ters geldiyse alternatif metal deyin.
Numetal`e en yakın türler rap metal ve rapcore. Rap metal; diğer türlere fazla bulaşmayıp, bildiğiniz rap vokallere yükleniyor. Rapcore ve numetal; bol distortion katkılı gitarlar ile raptan "esinlenmiş" vokaller kullanıyor. Yani fark, zaman zaman klasik metal sertliğinde vokaller de duyuluyor, hatta bu iki tür için farklı vokalistleri olan gruplar da var, bilin bakalım hangisi? Linkin Linkin Linkin! Linkin Park, rapcore grubu olarak da düşünülebilir örneğin. Papa Roach, rapcore`a daha da iyi uyan bir örnek oldu.

Nu-metal vokali yapmak demek rap`i de içine alıyor, pırıl pırıl söylenen sözleri de, çığlık çığlığa bağırmayı da. Hatta hepsi aynı şarkının içinde de olabiliyor.

Hatta bu şarkı çok güzel de olabiliyor. Hepsi olacak diye bir kural da yok, bakınız Slipknot`a, hip-hop ile pek alakası olduğunu söyleyebilir miyiz?

Gitar tekniği, metal kadar komplike değil. Belki de bu yüzden metalciler "yeteneksizseniz numetal grubu kurun" diye dalga geçiyor. Metal müzik tamamen sololara ve riff`lere dayanıyor, oysa numetal`de dayanacak o kadar çok çeşit var ki gitar, diğer elementler gibi sadece ritmik bir araç. Linkin Park`ın "One Step Closer"ını açan gitar riff`ini düşünün, ne kadar basit bir melodi ancak bütün şarkıyı nasıl taşıyor! Oysa metal şarkılarında sürekli değişen melodiler vardır. Sayın bakalım, bir Iron Maiden şarkısında kaç farklı melodi bulacaksınız.

Basta ise tam tersi bir durum var. Steve Harris gibi enteresan adamları saymazsanız metal müzik çalan basçılar genellikle oldukça basit çalmayı, gitar riff`leriyle uyumlu gitmeyi; numetal`de ise basçılar daha komplike çalmayı tercih ediyor. Örneğin Limp Bizkit`in basçısı Sam Rivers, aslında bir caz basisti, bunun etkisi bazen hissediliyor. Mudvayne basçısı Ryan Martinie`nin funk geçmişi de gruba enteresan bir hava katıyor. Davullara gelirsek, metal ile hiç alakası yok, davul tekniği tamamen hip hop`un breakbeat yapısı ile alakalı.
Metale göre çok daha beklenmedik ritmler, yine ekstra örnekleri saymazsak metale göre daha hızlı ve komplike teknikler göze batıyor. Zaten DJ`lerin önemi de burada ortaya çıkıyor. Numetal grupları, beat`leri desteklemesi ve şarkılara efektler eklemesi için kadrolarına DJ`ler ekliyor. Limp Bizkit`in DJ Lethal`ı, Linkin Park`ın Joe Hahn`ı, Incubus`un Dj Kilmore`u herkesin aklına şak diye gelenler.

İşlenen temalar da metale göre farklı. Numetal`in esas teması gençlik sorunları, sistem çarpıklıkları, anlayışsız aileler. Tabii kendini evde dışlanmış hisseden bir çocuğun halini anlatan bir müzik, haliyle metalci "ağır abilere" gelmiyor. Üstelik bütün bu saydıklarımızın müziği bir formüle oturtması, türün en önemli temsilcisi Linkin Park`ın şarkılarının yaratıcılıktan çok önceden ağır ağır hesaplanmış birer matematik harikası olması da bu abilerin ekmeğine yağ sürüyor. Gotik`i Marilyn Manson sanan, oraya buraya acayip Karakterlerle yazıLar yazanan hayranlar da türün adını pek iyiye çıkarmıyor hani.
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 11:05 PM   #12 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart Hardcore

Hardcore, kısa, gürültülü, ve çok hızlı gitar değişiklikleri kullanıp, öfkeli müzikler yapan gruplar tarafından şekillendirilen, punk rock türünün daha yoğun ve kuvvetli bir versiyonu olarak doğdu. Müzik kadar, şarkı sözleri de üslup olarak hayli öfkeli ve çoğu zaman siyasiydi.. Hardcore müzik akımı Kuzey Amerika’da, öncelikle Los Angeles, Washington, New York City, Vancouver, Boston gibi büyük şehirlerde gençliğin öfkesini dile getirmek için bir araç olarak başladı. Hatta “A Tribal History” isimli yazısında yorumcu Steven Blush’a göre “hardcore, punk rock’ın `varoş gençlik` için olanıydı.” Çoğu hardcore grubunun şarkı sözleri sosyal hiyerarşiye ve sınıf farklılıklarına oluşan öfkeden doğan bir anarşizm düşüncesini temel alıyordu.. “Hardcore” isminin temeli aslen punk rock’ın zamanla yumuşaması, esnemesi ve uyuşturucuyla alkolden sıyrılmasına dayanıyordu. Buna tepki olarak 1981 senesinde Vancouver’lı D.O.A. grubu “Hardcore 81” isimli bir albüm çıkardı. Ve hardcore ismi ilk kez kullanılmış oldu.
American Hardcore’..
1976-78 arası İngiliz punk dalgası gibi, Amerikan hardcore’u da türünün gelişmesi için sıkı ve sağlam bir hareket içindeydi. Müzik, The Ramones, Wire ve The Dickies gibi gruplardan öğeler de içeriyordu. Amerikan hardcore’un doğuşu için önemli sayılabilecek gruplar ise The Germs, Middle Class, Fear, D.O.A. ve özellikle Washington’lu grup Bad Brains idi. Los Angeles’in KROQ radyo istasyonunda “Rodney on the ROQ” isimli bir radyo şovu hardcore için büyük önem taşıdı. Hardcore müzik türünün özellikle California’da popüler olmasına yardım etti. Hardcore müziği tanıtan Flipside, Maximum RocknRoll ve benzeri dergiler de tüm ülkeyi dolaştı. Böylece hardcore müzik, Amerika’da şiddet ve öfkeyi temsil eden müzik türü olarak bilinmeye başladı. Bu durum özellikle “The Decline of Western Civilization” isimli bir filmden sonra oluştu. Çünkü filmin şiddet sahnelerinde hardcore müzik kullanılıyordu. Hardcore müzik ayrıca kaykay ve benzeri adrenalin dolu şehir sporlarıyla da bağdaşmış oldu. 1980 ve 1984 arası, yani hardcore’un ilk dönemi olarak tabir edilen periyodda etkili olan gruplarsa şunlardı: Washington’lu Minor Threat, Los Angeles’lı Black Flag, Vancaouver’lı D.O.A., Toronto’lu Zeroption, Boston’lu S.S.Decontrol ve tabiki halen aktif olan San Francisco’lu ünlü grup Dead Kennedys. Black Flag grubunun 1981’de çıkan albümü “Damaged” hardcore müziğin agresifliğini müzikal anlamda içeriyordu. Çok geçmeden yarı militan bir grup olarak müzik hayatına başlayan S.S.Decontrol agresif ve asi Amerikan gençliğinin lideri oldu, hardcore’un dahi sınırlarını aştı. Bu tip kült grupların etkisi halen sürmekte..
Amerikan Hardcore’unun Etkisi
Hardcore, özellikle Amerika’da rock müzik üzerinde etki sahibi oldu. Heavy metal grubu Metallica, metal ile hardcore’u ilk birleştiren gruplardan biriydi. Metalin tekniği ve gitarını, hardcore’un hızıyla ve agresifliğiyle birleştiriyorlardı. Bu tip müzikler sonraları thrash metal ya da alternatif speed metal adıyla anılmaya başlandı. Metallica’nın yanında Megadeth ve Slayer da benzer tarzlarda müzikler yaptılar.. 1985’te New York’lu grup S.O.D (Stormtroopers of Death), “Speak English or Die” albümünü çıkardı. Albüm heavy gitar soundu, hızlı baterisi ve gitar riff’leriyle thrash metale yakın olmasına rağmen, aslen thrash’ten ayrılıyordu. Çünkü albümde gitar solosu hiç yoktu ve bol bol “mosh” olarak tabir edilen bozuk gitar cızırtıları vardı. Suicidal Tendencies (ilk yılları) ve DRI gibi gruplar da buna benzer müziklere sahipti. Grunge da hardcore’dan etkilenen müzik türleri arasındaydı. Eski grunge, Black Sabbath ve Black Flag’den etkilense de Mudhoney ve Nirvana gibi gruplar bu sound’u punk içinde ele alıyordu. İşin aslı, bir keresinde Nirvana’nın lideri Kurt Cobain müziklerini tarif ederken “Black Flag ve Black Sabbath’dan etkilendiklerini” açık açık söylemişti. Bu durum Amerikan hardcore’un 90’larda tekrar yenilendiğini gösteriyordu. Kuzey Amerika dışında hardcore müziğin etkisinin o kadar yaygın olduğunu söylemek zor. İngiltere’de The Exploided ve The Anti-Nowhere League bu tip müzikler yapıyordu, aynı zamanda diğer hardcore grupları gibi sosyal konulara da değiniyordu. Bu gruplar aslında Sham 69’dan etkilenmişti ve müzikal anlamda Amerika kadar agresif değillerdi... Hardcore her ne kadar 80’lerde boy gösteren bir müzik akımı olsa da halen hardcore benzeri agresif punk rock ya da hardcore metal yapan gruplar yok değil. Aslen 80’lerin sonunda hardcore misyonunu tamamlamış ve polüleritisini kaybetmiştir. Ama günümüzde bu türü başarıyla temsil eden (ve büyük bir çoğunluğu doğal olarak Amerika’lı olan) halen pek çok grup vardır...
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 11:06 PM   #13 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart TrAsh

Thrash ve diğer geçiş türlerinin artıklarından doğan grindcore, death metal vokali ile bol enerjili hardcore rifflerinin akışını, kromatik ve sayı sistemleri tabanlı kompozisyonlarla sağlayan veya ani çıkışlar ve gelişi güzel çalınan enstrümanlarla tanımlanabilir.. Grindcore, heavy metalin en uç noktası olarak death metal, thrash metal ve hardcore punk birleşmesinden meydana geldi.1980’lerin başında Siege, RI ve Repulsion, Sore Throat gibi Amerikalı ve İngiliz proto-grindcore ve hardcore punk grupları dikaktlerin bir anda bu tür üzerine çekilmesini sağladılar.. Aslında bu ilk grindcore gruplarının çoğu, hatta hepsi hala karanlıktalar ve bilinmiyorlar. Örnek olarak Siege grubu sadece ‘Drop Dead’ demosu ile Repulsion ise Carcass elemanlarının sahip olduğu Necrosis Recordstan çıkan ‘Horrified’ albümü ile mevcutlar metal piyasasında.. Hemen herkesin kabul ettiği gerçek şudur ki ilk gerçek grindcore grubu İngiliz Napalm Death’tir.. Zira türe adınıv eren de grubun bateristi Mick Harris olarak yer alır metal tarihinde.. Grindcore n kadar çok gelişse de; yırtıcı gitarı, lokomotif gibi baterisi ve çok kısa süreli şarkılarıyla kendilerini belli etmektedir.. (Napalm Death’e ait 0.75 saniyelik ‘You Suffer’ hala dünyanın en kısa şarkısı rekorunu elinde bulundurmaktadır.) Alt türlere gelirsek ; grindcore kesinlikle kategorize edilmesi çok zor bir türdür. Bazı dinleyiciler ve müzisyenler kafalarında bir tür - alt tür belirleseler de geri kalanları bu kategorizasyonun müziği kısıtlamaktan başka birşey olmayacağı görüşündeler
Alt Türleri
Political Grindcore : Bu alt tür politik şarkı sözleri ve zaman zaman crust punk ile peace punk hareketine yatkınlığıyla ortaya çıkıyor.. Bütün alt türler arasında ilk grindcore gruplarına en yakın müziki benimsiyor.
Goregrind : Bu alt türün öncüsü kesinlikle Carcass’tır.. Genel olarak gore vahşet temalı sözleri kullanan bu alt tür, teknoloji destekli vokalleriyle de dikkat çekmektedir.. Bütün bu alt türler arasında tartışmasız en ticari olanıdır..
Cybergrind : Cybergrind tamamen bilgisayar teknolojisi üzerine kurulmuş klasik metal enstrümanlarından uzak bir alt türdür...
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 11:07 PM   #14 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart Heavy metal ve thrash metal etkileşimi

Heavy metal ve thrash metal etkileşimli çoğu zaman tecno ve synth ritimleriyle desteklenmiş bir alt janrdır. Skinny Puppy ve Sister Machine Gun türün babaları diyebileceğimiz gruplardır.90 ların ilk yarısında Trent Reznor ile daha hafif diyebileceğimiz bir şekilde devam ederken Godflesh VE özellikle Ministry ile sert yönünü bulmuştur. KMFDM Almanya dan çıkıp bu tarzı en iyi yorumlayan grup olmuştur.Laibach ta türe katkılarından dolayı bir kilometretaşı olmuştur.

90 ların ilk yarısına kadar oldukça durgun seyreden ve bir türlü hakettiği ilgiyi bulamayan tür Marilyn Manson ve özellikle Rammstein ın günümüze kadar artarak gelen başarılı çalışmalarıyla adeta yok olmaktan kurtulmuştur.Rammstein türü daha karanlık ve atmosferik öğelerle yurumlamıştır.

Industrial metal grupları genelde kalabalıktır. Çoğu grup çift gitar kullanır ve tabiki gitarlar ilginç samplelarla ve synth`lerle desteklenir.Gitar tonları bazen çok sert bazen de melodi yüklüdür.
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 11:08 PM   #15 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart Heavy Metal

Heavy Metal`in içinde yeni bir on senelik devir açılmıştı "New Wave Of British Heavy Metal" yada kısaca NWOBHM olarak adlandırılan bu müzik türü Heavy Metal için yeni bir soluk getirmişti.70`li yılların sonu ile 80`li yılların başlarında ortaya çıkan bu müzik akımı sayesinde pek çok genç müzisyen hırs kazanmışlar ve müzik piyasasına girmişlerdir. Neyse onlardan ileride bahsedeceğiz. N.W.O.B.H.M (Yeni Dalga İngiliz Heavy Metali) müziğinin göze batan grupları Iron Maiden, Saxon ve Diamond Head olarak dikkat çekmti. Bu gruplar hala aktif müzik hayatının içindedir ve 20 senelerini çoktan aşıp onlarca albüm yapmışlardır. Aslında İngiliz kökenli bir çıkış olan bu müziğin önderlerinden AC/DC, İskoçya doğumlu ama ufak yaşlarında Avusturalya`ya göç etmiş iki kardeş Angus ve Malcolm Young tarafından kurulmuştur. Sonra efsanevi vokalistleri Bon Scott ile tanışıp tam manası ile harekete geçmişlerdir.1974-1980 yılları arasında 9 albüm çıkaran AC/DC özellikle 1974 T.N.T, 1976 High Voltage, 1979 Highway To Hell albümleri ile tarihe geçmişler, 1980 yılında vokalistleri Bon Scott`un trajik ölümünden sonra Brian Johnson ile yoluna devam eden grup günümüze kadar 22 albüm çıkarmıştır.. Iron Maiden için burada çok şey anlatmamız manasız olur, Yanlız şunu söylemek gerek, N.W.O.B.H.M`in kabul edilmesini ve bilinmesini sağlayan temel grup Iron Maiden`dir. Steve Harris karizması ve üstün müzik yeteneğini konuşturup grubu her zaman ayakta ve bir numara tutmasını bilmiştir. Hemen her albümünde ayrı bir konuyu işleyen Iron Maiden`in bir albümünde eski mısır dönemine giderken bir başkasında uzaya bir başkasında satanik içeriği görebiliyorsunuz. Motörhead grubu da karizmatik vokalisti Lemmy önderliğinde büyük kitleleri peşinden sürüklemiş 1975 de başlayan müzik süreçlerini günümüze kadar sürdürmüşlerdir.22 albüm 4 konser Videosu ve DVDsi çıkartması grubun ne kadar üretken ve önemli olduğunun en önemli ıspatlarından birisidir.Grubun Overnight Sensation adlı fan klubü bir Motorhead Tribute albümü çıkarma fikrini ortaya attı ve dünyanın değişik ülkelerinden gruplar Motörhead grubunu bir Tribute albüm ile onurlandırdılar. Bu çok bilinen 3 önder grup haricinde N.W.O.B.H.M müziğinin diğer bilinen önemli grupları arasında Diamond Head, Raven, ve Saxon gruplarını sayabiliriz. Burada önemli sayılacak grupların başında Diamond Head gelmektedir. Heavy Metal dünyasının en ünlü gruplarından Metallica, Diamond Head grubundan esinlenmiş ve onları örnek almıştır. Metallica`nın bateristi Lars Ulrich Metallica kurulmadan önce bir süre Diamond Head grubunda bateri çalmıştır. Belirtmek gerekir ki, Metallica`nın ünlü şarkılarından "Am I Evil" aslında Metallica tarafından bestelenmiş bir şarkı değildir. Şarkı Diamond Head grubuna aittir, Lars Ulrich Diamond Head ile olan iyi ilişkilerini kullanarak bu şarkıyı 1984 yılında çıkardıkları "Creeping Death" albümünde çalmışlardır.Görüldüğü gibi N.W.O.B.H.M müziğinin önderlerinden birisi, Heavy Metal tarihin en ünlü gruplarından Metallica`yı nasıl etkilemiş ve müziğe atılmalarına sebep olmuştur. Iron Maiden grubundan etkilenen grupları saymakla bitiremeyiz. Anlaşıldığı gibi bu müzik akımı dünya üzerinde onlarca gruba ilham vermiş ve onları yüreklendirmiştir.. Bu akım içinde bir gruba ayrı parantez açmak gerekir. Venom.... Cronos, Mantas ve Abaddon 1979 yılında bir araya gelip Venom grubunu kurdular. Abaddon`un sözlerini yazdığı ilk şarkı grubun türünün ilk ışıklarını veriyordu "Live Like An Angel, Die Like A Devil = Melek gibi yaşa, Şeytan gibi öl" . Black Sabbath ile beraber Şeytan objesini şarkı sözlerinde kullanan grup ünlü, "Welcome To Hell" albümü ile herkesi şaşırtmış, bir anlamda Black Metal müziğinin resmi doğuşunu müjdelemiştir. Venom`un bir başka özelliğide grup üyelerinin gerçek isimlerinin yerine takma isim kullanmalarıdır "Cronos" yunan mitolojisinde baş tanrı Zeus`un babası, "Mantas" = 1600`lü yıllarda İngiltere`ye göçen bir kızılderili kabilesinin reisinin adı, "Abaddon" ibranice olup cehennemde yaşayan bir zebaninin ismidir. Venom`un çıkışı, günümüz Black Metal gruplarının hemen hepsine ilham vermiş ve grupların isimlerinden grup elemanlarının takma isimlerine kadar mitolojik, mistik ve satanik öğelerden seçilmiştir.. Son söz olarak önemsiz gibi görülen N.W.O.B.H.M aslında bugün var olan bütün heavy metal müzik dallarının hemen hepsini etkilemiştir (gerek müzikalite açısından gerek sahne şovları gerekse ideoloji açısından....)
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 11:08 PM   #16 (permalink)
Banned
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.078
Konular: 799
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 0
Rep Seviyesi : BLoodRock is an unknown quantity at this point
İletisim
 Sponsorlar
Standart GrunGe

Sözlükleri açıp baktığımızda grunge için “pis,kirli,eski püskü,yıpranmış”gibi kelimeler çıkar karşınıza.Müzik sahnesini değiştiren akımı tanımlamak gerektiğinde ise kirli,distortion’lı ve feedback’li gitarlar,güçlü davullar,belki de çoğu zaman “sessizlik-gürültü-sessizlik”trafiğiyle formüle edilebilecek bir müzik olarak nitelemek yerindedir.Ama öfkesini hardcore’dan,vuruculuğunu punk’tan,güçlü sound’unu heavy metal’den beslemiş olan grunge’ı tek bir müzik türünden ziyade belli grupların sahip olduğu veya belli gruplara yakıştırılan bir ruh birliği olarak görmek daha doğrudur.Grunge’a “Seattle sound’u” deriz ama tüm grunge gruıpları Seattle’lı değildir;etkilerini punk’a benzetiriz ama birçok grup punk kadar heavy metal de dinlemiştir;kimileri ağır tempolu,kimileri daha hızlıdır;kimilerinin şarkılarını elinize gitar aldıktan sonraki birkaç hafta içinde çalabilirsiniz,kimilerininki ise enstrüman üzerinde yetkinlik gerektiren partisyonlarla doludur.Ama tüm farklara rağmen grunge grupları birdir gözümüzde,yukarıda “ruh birliği”dediğimiz şey sayesinde.Grupların her birinin şarkı sözlerindeki öfke,korku,keder,yalnızlık sıkıntı temaları;fanlarıyla ilişkileri ve müzik endüstrisine karşı tutumları benzerdir.Grunge’ın söylemindeki karamsar ton,X kuşağı’nın umutsuzluğuyla paralel bulunur.1960’lar sonu-1980’ler başı arasında doğan,kültürel aidiyet hissetmeyen,toplumla ilişkileri zayıf,güçlü hedeflerden yoksun bir kuşaktır X kuşağı.Bir önceki kuşağın mensupları olan yuppie’ler para kazanmayı,mevki sahibi olmayı her şeyin üstünde görürken,X kuşağı kararsızdır.İşte grunge hayatlarındaki boşluğu para ve kariyerle doldurmanın mümkün olduğu inancına;markaların,mevkilerin her şeyin üzerinde görüldüğü anlayışa karşı çıkar.Kocaman bir kuşağın umutsuzluğunu paylaşır.İşte her grunge grubunda ortak olan nokta budur.Hair metal’in suya sabuna dokunmayışından da,süslü megastarların steriliğinden de uzaktır.Bu yüzden samimidir,gerçekçidir.


Müzikal Kökler

Nirvana grunge’ı yerüstüne taşıyan gruptu,hareketi başlatan işaret fişeğiydi.Ama ne ilk grunge grubuydu ne de “grunge” adını ilk kullananlardı Kurt Cobain ve tayfası.Karanlığı ve gitar riff’lerini Black Sabbath önderliğindeki erken 1970’ler metainde,kirliliğini Iggy&The Stooges,MC5 gibi protopunk’larda,gitar riff’leri ve umarsız ruh halini Crayz Horse dönemi Neil Young’ından bulabiliriz.Kuzeybatı Amerika orijinli punk grupları The Fartz,The U-Men,The Fastbacks ile daha ağır ve sert bir sound’a sahip olan TheMelvins grunge’a ilham kaynağı olan,hatta erken grunge grupları sayılan yerek ekiplerdendir.1983’te kurulan Green River ise çoğunluğa göre ilk grunge grubudur.Seattle dışında hiç tanınmamasına,kariyerinde hiçbir ticari başarıya ulaşamamış olmalarına rağmen kent içindeki etkileri ilerleyen yıllarda rock tarihi içinde bir kült olmalarını sağlayacaktı.Grubun lideri Mark Arm,1981 yılındaki bir fanzin röportajında o zamanki grubu Mr. Epp’in müziğini tarif etmek için “katıksız bok,katıksız pislik(grunge)”ifadesini kullanınca grunge teriminin isim babası da olmuş oldu.Erken grunge sahnesinde The Melvins,Malfunkshun ve Soundgarden arasında albümleri ilk yayınlanan grup da Green River’dı.1985 tarihli Green River ‘n da içinde olduğu bir toplama var ki,bahsetmeden grunge tarihini yazmak imkansızeattle bazlı “Deep Six”adlı albümde Melvins,Soundgarden,Malfunkshun,Skin Yard veThe U-Men’den parçalar vardı.Skin Yard basçısı Daniel House ‘un çabalarıyla bir araya getirilen gruplar,Seattle sound’unun kayıtlı ilk örneğine imza atmış oluyorlardı böylece.Aynı yıl “Sub Pop 100”adında bir toplama ve 1987’de Green River’ın “Dry As A Bone”ve”Rehab Doll” isimli EP’lerini yayınlamak,daha sonra da Sub Pop Singles Club adında bir kulüp kurarak üyelerine her ay bir single yollamak da firmanın eylemleri arasında yer aldı.İnsanlar “ne punk,ne de metal”olan bu müzik türüne karşı hayranlık duymaya başlamışlardı.
Seattle Sound’u Oluşurken
1988,Seattle için önemli bir yıl oldu.Öncelikle Green River,iç dinamikleri itibariyle devam etmesinin imkansızlaştığı bir noktaya geldi.Glam ve Punk’ı harmanlayan Mother Love Bone’un temelleri atıldı.Yılın 2.önemli hareketi de efsanevi toplama “Sup Pop 200”in yayınlanmasıydı.Birçoğu ‘90’larda ya yıldız,ya da kült olacak birçok grubun bir araya geldiğiçok mühim bir kayıttı bu;Nirvana,Soundgarden,Mudhoney,Green River,Screaming Trees,Tad ve Fastbacks gibi.1980’lerin sonuna gelindiğinde Alice İn Chains ilk albümünü yayınladı.1989’da yayınlanan Nirvana albümü ‘Bleach’ 1970’lerin Black Sabbath ve Led Zeppelin sound’unu yansıtan bir yapıdaydı.

Grunge’in zirvesi: “Nevermind”
24 Eylül 1991’de ‘Nevermind’ albümü yayınlandı.İlk single ‘Smell Like Teen Spirit’ ise bundan iki hafta önce gün yüzü gördü.’Smell Like Teen Spirit’in umutsuz 90’lar gençliğinin sesi olduğu inancı hakimdi artık.Sadece birkaç ay yetmişti her şeyi değiştirmeye.İşte bu,post-punk döneminde özellikle Amerika’da hep halının altına süpürülen alternatif hareketin patladığı noktaydı.Artık popstarlar için başarı garanti olmayacak,plak şirketleri ayrıksı seslere de şans tanıyacak,sosyal ve politik duyarlılık sahibi gruplar da dinleyiciye ulaşabilecekti.Bu hareketin bayrağı grunge,en önde giden temsilcisi Nirvana’ydı.Sonraki iki yıl boyunca tüm dünya Amerika’nın Kuızeybatısından gelen bu uzun saçlı çocukların sesine kulak verecekti.
Andrew Wood’un ölümünden sonra biten Mother Love Bone’un elemanlarınca toparlanan Pearl Jam ,Nevermind’dan birkaç ay önce çıkardıkları “Ten”in patlamasıyla akımın en popüler iki grubundan biri olacaktı.Üçüncü albümü ’Badmotorfinger’la yerüstüne çıkan Soundgarden ,dördüncü albümü “Superunknown”la grunge çağının en önemli albümlerinden birine imza atacacaktı.“Grunge”ın dört büyükleri arasındaki en depresif ekip olan Alive İn Chain dahi “Dirt” albümüyle 3milyondan fazla satacaktı.San diego’dan Stone Temple Pilots da Seattle çıkışlı olmamasına rağmen grunge’ın yıldız yaptığı beşinci grup olacaktı.

Mainstream’den Kopuş

Doğa kanunlarının bir gereği olarak grunge akımı da mainstream’deki hakim konumunu yitirdi,hem de tıpkı yükselişi gibi çabuk bir şekilde .Bunu farklı birçok sebebe bağlamak mümkün ama ilk akla geleni tabiî ki Nisan 94’te aramızdan ayrılmasıydı.nasıl hippie kuşağı Jimi Hendrix ve Janis Joplin’in ölümleriyle derin bir umutsuzluğa kapılmışsa,grunge da öyle kaybetti yolunu;rehberi saydığı adam kimseden bir farkı olmadığını iddia etse de…Evet,grunge’ın mainstrean’de kalması bu açıdan paradoksaldı belki de;Kurt Cobain,Layne Staley,Andrew Wood gibi adamların genç yaşta bu dünyadan göçüp gitmeleri,sistemle asla barışamayacaklarını ortaya koyuyordu bir bakıma.Mother Love Bone zamanında kariyerist idealleri olan Jeff Ament ve Stone Gossard dahi,”Ten” 12milyon sattıktan sonra gruplarının şan-şöhret meselesine dayalı bir çizgide var olmasının imkansız olduğuna karar verdiler;yıllar geçtikçe Pearl Jam’i klip çekmeyen ,albümlerini bilinçli olarak az sattıran,endüstrinin kurallarına karşı koyan bir grup haline getirdiler.İşte bu yüzden değerliydi grunge,o ruha sahip gruplardan hiçbirisi baştaki isyanına ters düşecek bir noktaya gelmedi.Kimisi için böyle bir şekilde ihanet etmemenin karşılığı ölmek,kimis için de ortadan kaybolmak olsa bile…

Post-Grunge
Grunge belki bitti ama etkisinin hala var olmadığını söylemek mümkün değil.Alternatif sound’u mainstream’e taşıyan,punk’ı günümüz dinleyicisine taşıyan grunge,Amerika’da Green Day ve Offspring’in başını çektiği yeni kuşak punkların global ölçekte başarılı olmasına imkan sağladı.Grunge İngiltere’de de gitara düşkün bir müzik sever kuşağı oluşturdu.Blur,Pulp gibi yıllanmış gruplar yerüstüne çıkmayı başarırken Oasis,Ash,Supergrass gibi gruplar yüksek tirajlar yakaladılar.90’lar ortasından itibaren Amerika dışında Silverchair(Avustralya),Bush(İngiltere) gibi gruplar Seattle sound’unu yaşatmaya çalıştılar.İlerleyen yıllarda Amerika’da Creed, Nickelback gibi gruplar daha da yüzeysel birer grunge yorumuyla daha da başarılı oldular ancak eleştirel açıdan hiç ciddiye alınmadılar ve endüstride herhangi bir etki de yaratmadılar.Ancak 2000’ler rock’ını yeniden heyecanlı kılan,The Strokes’la başlayan retro akımın birçok temsilcisinin ellerine gitar aldıran,punk denen şeyin ne olduğunu anlamalarını sağlayan grubun da Nirvana olduğunu düşündükçe,grunge’ın silinmesi imkansız etkisini daha net anlıyoruz,Ama şaşırmıyoruz;1991,yıl 0.Sadece bir müzik türüne değil,milyonlarca kişiye hayat öpücüğü verdi grunge;kimbilir daha kaç hayatı değiştirecek!
BLoodRock isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:27 PM .


vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0
Youtube eXTReMe Tracker