isminiz@tampaylas.net Ücretsiz Türkçe Webmail - kullanıcı: şifre: yeni kullanıcı aç - şifremi unuttum
Tampaylas mailinizi msn veya live messenger'da kullanmak istiyorsanız, önce buraya tıklayarak kaydettirmeniz gerekiyor.



WwW.TaMPaYLaS.NeT  

Geri git   WwW.TaMPaYLaS.NeT > (¯`·.(¯`·.Online öğretim.·´¯).·´¯) > Üniversite Ders Notları > Biyografi / Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Oyunlar Bütün Forumları okunmuş kabul et







online oyun satiş
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-26-2008, 09:13 AM   #1 (permalink)
 
FR€€PiRAT€ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2007
Yaş: 22
Mesajlar: 3.005
Konular: 1196
Ruh Halim:
Karizma
Rep Gücü : 297
Rep Puanı : 14921
Rep Seviyesi : FR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond reputeFR€€PiRAT€ has a reputation beyond repute
İletisim
 Sponsorlar
Standart SOSYOLOJi----kişilik


KİŞİLİK

Kişilik nedir sorusu psikolojide önemli yer tutan sorulardan biridir.

Psikoanalitik yaklaşım, hümanistik yaklaşım, davranışsal yaklaşım,

sosyal öğrenmeci yaklaşım gibi psikolojideki genel yaklaşımların her biri

kişilik nedir, nasıl oluşur, kaça ayrılır gibi sorulara kendince yanıtlar

verir. Ancak bunlardan ayrılan ve kişilik sorununa özgü olan iki farklı

yaklaşım vardır. Kişiliğin varlığı üzerine olan bu yaklaşımlar “Kişiliksel

Yaklaşım” ve “Durumculuk “tur. Şimdi bu yaklaşımların öne sürdüğü

görüşleri ve gösterdikleri kanıtları incelemek ve yapılan deneylerden

örnekler vermek istiyorum:


Kişiliksel Yaklaşım:


Kişiliksel yaklaşım betimleyici bir yaklaşımdır. Amacı insanları bazı temel

karakter özelliklerine göre betimleyebilmek, sınıflandırabilmektir. Bu

özelliklerin nasıl oluştuğuna dair açıklamalar vermez. Ancak modern

kişiliksel kuramın söylediği tek şey belli bir insanın, belli bir kişiliğe

sahip olduğu değildir. Bu kişiliğin benzer yanları olan pek çok insanla

aynı sınıflandırmaya sokulabileceğini de savunur. Ayrıca bu özellikler

sabittir, zamana ve yere göre değişmez. Ancak insanları oluşturan bu

temel karakter özellikleri nelerdir? Kişilikler nasıl bir sınıflandırmaya tabi

tutulmalıdır? İşte kişisel yaklaşım üzerinde çalışan araştırmacıların

yapmaya çalıştığı da doğru sınıflandırmayı bulmak, doğru isimleri

koymaktır. Bu yolda ilk çalışma kişisel özellikleri betimleyen sözcükleri

bulmaya çalışmak olmuştur. Bu çalışmayı yapanların öne sürdüğü görüş,

bu “çekingen, kibirli, cimri, dost canlısı” gibi sözcüklerin yüzyıllardan

beri süregelen ve nesilden nesle aktarılan gözlemlerin sonucu

oluştuğudur. Dolayısıyla bu sıfatların incelenmesiyle kişiliğin boyutları

bulunabilir. Bu düşünce tarzı Raymond Cattell tarafından, pek çok

yerde kullanılan ve kişiliği on altı ana boyuta indirgeyen bir kişilik

çizelgesi geliştirilmesini sağlamıştır. Bu boyutların her biri dışa

dönüklük-içe dönüklük gibi birbirine zıt bir sıfat çiftinden oluşur. Bu

alanda daha sonraki çalışmalarla bu boyutların sayısı azaltılmıştır.

Bunlardan sıkça rastlanan bir çalışma Warren Norman tarafından

yapılmış olan bir çalışmadır. Norman kişiliğin beş ana boyuttan

oluştuğunu savunur. Bunlar dışa dönüklük, duygusal istikrar, uzlaşmaya

yatkınlık, vicdan sahibi olma ve kültürel duyarlılıktır. Her boyut karşıtını

da barındırır. Daha sonraki çalışmalarda bu boyutların çok daha aza

indirgenebileceğini savunanlar da çıkmıştır. Örneğin Eysenck’e göre

kişisel farklılıklar yalnızca iki boyutla açıklanabilir. Bunlar duygusal

istikrar/nevrozluk ile dışa dönüklük/içe dönüklüktür. Bu boyutlar pek

çok alt özellik barındırır. Örneğin konuşkanlık, açıklık, maceracılık,

sosyal olma gibi pek çok özellik dışa dönüklüğe aittir. Ancak kişiliksel

yaklaşım pek çok kişi tarafından eleştirilmiş ve söylendiği gibi sabit

kişiliksel özelliklerin bulunmadığı savunulmuştur. Bu eleştirilere temel

olarak da kişilik testlerinin davranışları önceden tahmin etmede oldukça

zayıf olması gösterilmiştir. Bu görüşler “Durumculuk” yaklaşımının

temelini oluşturur.



2- Durumculuk:

Bu yaklaşıma göre insan davranışını belirleyen öğe kişinin karakter

özellikleri değil, kişinin içinde bulunduğu durumdur. Kuşkusuz bazı

durumlar için bu kaçınılmazdır. Trafikte kırmızı ışık yandığı zaman

hemen herkesin durması gibi. Bu gibi durumlarda gösterebileceğimiz

tepkiler önceden tahmin edilebilir. Durumculuğa göre aynı ilke insan

davranışlarının hemen hepsi için geçerlidir. Örneğin sosyal rollerin

yaşamımızda çok büyük etkileri vardır. Kişi o an içinde bulunduğu role

göre davranır. Mesela okuldayken öğrenci, evdeyken evin çocuğu

olmanın gerektirdiklerini yapar. Yani ne yaptığımız kim olduğumuza

değil, içinde bulunduğumuz duruma bağlıdır.


Kişiliksel yaklaşıma ilk tepki Walter Mischel’den gelmiştir.

Mischel’in o zamana kadar yapılan çalışmalar üzerindeki incelemesi onu

insanların kişiliksel yaklaşımın öngördüğünden çok daha tutarsız

davrandığı sonucuna ulaştırmıştır. Bu çalışmalardan biri Hartsthorne ve

May’in 1928 yılında yaptığı çocuklarda dürüstlüğü araştıran bir

çalışmadır. Yapılan deneylerde ilkokul çocuklarına atletik karşılaşmalar,

sınav, ev ortamı gibi arkadaşlarıyla ya da tek başlarına bulundukları

değişik ortamlarda yalan söyleme, hile yapma şansı verilmiştir. Sonuçlar

bir durumda dürüst davranmayan bir çocuğun başka bir durumda dürüst

davranabileceğini göstermiştir. Örneğin sınavda kopya çeken bir çocuk

spor karşılaşmalarında fırsat verilmesine rağmen hileye

bavurmayabilmektedir. Dürüst davranışların durumlar arası korelasyonu

oldukça düşüktür. Ancak ortamlar birbirine benzedikçe davranış

tutarlılığının arttığı görülmüştür. Mischel bu çalışmaya dayanarak benzer

bir durumlar arası tutarsızlığın şiddet, başkalarına bağımlı olmak gibi

pek çok davranış için de söz konusu olduğunu savunur. Kişilik testlerinin

davranışları tahmin etmedeki yetersizliğinin nedeni de budur. Kişilik

testi davranışı bir durum için ele alırken, ölçümler başka bir durumda

yapılmakta, dolayısıyla işin içine duruma göre davranış tutarsızlığı

girmektedir.


Tutarlılık Hayal mi?


Eğer durumculuk öne sürdüğü görüşlerde haklıysa, bizim çevremizdeki

hemen herkes için kafamızda oluşturduğumuz kişilik tanımları birer

yanılsamadan ibarettir. Ama eğer bu doğruysa nasıl oluyor da bütün

insanlık en eski çağlardan beri aynı yanılsamaya düşüyor?


Durumculuğu savunanlara göre insanların sabit kişiliklere sahip

olduğunu düşünmemizin nedeni, kişileri sürekli aynı toplumsal ortam ve

durumlarda görmemizdir. Ayrıca kişilere ait çok fazla davranış çeşidini

gözlemlediğimiz için, bunları bir şekilde basitleştirmeye çalışır, kişilerin

sabit özellikleri olduğuna dair çıkarımlar yaparız. Yani kişilik kişinin

içinde olmaktan çok kişiyi gözlemleyenin bakış açısındadır.




Kişiliksel Yaklaşımın Tutarlılık Konusundaki Yanıtları


Durumculuğun bu eleştirilerine kişisel yaklaşımı savunanlar bazı yanıtlar

verirler ve bunlara çeşitli çalışmaları kanıt olarak gösterirler.


Epstein’a göre, Mischel’in durumlar arasında bulduğu tutarsızlığın

nedeni ölçümlerin çok az davranış çeşidi için yapılmış olmasıdır. Yani

sonuçlar güvenilmezdir. Örneğin çocukların dürüstlük konusunda tutarlı

davranıp davranmadığı daha fazla durum üzerinde ölçülseydi, farklı

sonuçlar elde edilebilirdi.


Bazı çalışmalarda da durumlar arası tutarlılık olmasa bile, zaman

içindeki tutarlılığın yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Örneğin 1971

yılında Block tarafından yapılan bir çalışmada liseye giden erkek

çocukların başkalarına olan bağımlılığı ölçülmüştür. Yaklaşık on yıl sonra

aynı ölçüm başka kişiler tarafından aynı deneklere yapılmış ve çok

benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Denekler testlerde ilk ölçümlerdekiyle çok

benzer sonuçlar elde etmişlerdir.


Başka bir tartışma konusu da durumlar arası tutarlılığın tanımı ile

ilgilidir. Böyle bir tutarlılığın bulunup bulunmadığı, araştırmacının hangi

davranışları belli bir kişiliksel özelliğe işaret eden aynı kökenli,

hangilerini farklı olarak tanımladığıyla da yakından ilişkilidir. Birbirinden

çok farklı görünen iki davranış biçimi, aslında aynı kişilik özelliğinin

yansıması olabilir. Örneğin yaşımızın ilerlemesiyle duygularımızı ifade

ediş tarzımız değişir. Küçük çocuklar arasında öfkelenince kavga etmek

onaylanmasa da doğal karşılanabilirken, yetişkinlerin bağırmaktan öteye

geçmesi nadir görülür.


Kişiliksel yaklaşımı savunanların öne sürdüğü başka bir görüş de

kimi özelliklerin genetik kökenli olduğudur. Bu özellikler doğumdan

itibaren gözlemlenebilir ve yaşam boyu pek az değişmeye uğrar.


Tutarlılık konusuna başka bir yaklaşım da aslında tutarlılığın da

kendi başına bir karakter özelliği olduğudur. Ders dinleme gibi kimi

durumlarda gösterilen davranışlarda kişiliğin rolü çok azdır, hemen

herkes benzer davranışlar sergiler. Ancak ortamın kişilerin farklı

davranmasına izin verdiği kimi durumlarda, bazı insanlar diğerlerinden

çok daha tutarlı davranır. Kimi insanlar ise davranışlarını her duruma

göre farklılaştırmaktan, ortama uymaktan çekinmez.




Sonuç:


Kişiliğin varlığı konusunda hangi yaklaşım haklı? Son görüşler genel

olarak doğru tanımlandığı takdirde kişisel özelliklerin varolduğunun

kabulü yönündedir. Burada doğru tanımlama, söz konusu özelliğin yol

açtığı davranışların sürerlik kazanmış olmasıdır. Ancak içinde

bulunduğumuz durumun da davranışlarımız üzerindeki etkisi

yadsınamaz. Aslında durumlar davranışları belirlediği gibi kişiler de

içinde bulunacakları durumu belirlerler. Yani kişilik ve durumlar iç içe

geçmiş durumdadır. Davranışı belirleyen etmenler konusunda asıl doğru,

sosyal bilimlerdeki pek çok olgu gibi her iki yaklaşımın da belirli

yönlerini içerir.
__________________
.








[Üye olmadan içeriği göremezsiniz. üye olun]

Türkçemize ve bize destek olmak için parmağı tıklayın : )


Forum içinde Türkçeye ne kadar sahip çıktığınızı göstermek mi istiyorsunuz?

O zaman lütfen

*ban lanmak demeyin ; cazalandırmak fiilini kullanın...

*Post kasmak demeyin ; mesaj sayısını yükseltmek deyin...

*Lamellar değil ; sömürgeci deyin...

Ve lütfen bir Türk'e yakışır cümleler kurun...

Mümkünsede parmağı tıklayarak bize yardım edin : )















.
FR€€PiRAT€ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:04 AM .


vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0
eXTReMe Tracker