![]() |
|
|
#183 (permalink) |
|
burası baya bos bırakılmıs =(
Atatürk İnkılapları ve Amaçları Atatürk İnkılapları veya diğer adıyla Atatürk DevrimleriTürkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından öncülük edilen günümüzde Atatürk İlkeleri olarak da bilinen ilkeler doğrultusunda1922 ve 1933 yılları arasında hayata geçirilen bir dizi yasal değişikliklerdir.Bunların neler olduğu hakkındaki içerik açıklama ve tanımlamalara detayları ile aşağıdaki notlarda yer verilmiştir.Bu açıklamalar bizzat Ulu Önder Atatürk'ün sözleri ile teyit edilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyetçilik Atatürk'ün hayatı boyunca inandığı ve aşama aşama ulaştığı cumhuriyet daha sonraki devrimlerin gerçekleşme koşulunu da yaratmıştır. Yani Atatürk'ün düşüncesinde cumhuriyet padişahlığı yıkan ve yerine geçen siyasal işlevi dışında yeni Türkiye'yi oluşturacak bir dizi devrimlerinde gerçekleştirileceği toplumsal yanı ile de yer tutmaktadır. "Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamıyla çağdaş ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline getirmektir. Devrimlerimizin asıl ilkesi budur" Atatürk "Her terakkinin ve kuruluşun anası hürriyettir" derken cumhuriyeti özgürlük ilkesine dayandırmaktadır. Bu ilke siyasal anlamda karşılığını demokrasi olarak bulmakta ve cumhuriyetin esas unsurlarından birini oluşturmaktadır. Atatürk "Özgürlüğün de adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir" diyerek cumhuriyetin esas unsurlarından ulusal egemenlik ilkesini belirlemektedir. Atatürk'ün ulusal egemenlik ve demokrasi ilkelerine dayandırdığı cumhuriyet düzenine ilişkin düşüncesini en özlü biçimde şu cümlede görebiliriz: "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İcra kudreti tesri-i selahiyeti milletin yegane mümessili olan mecliste tecelli ve temerküz etmiştir. Bu iki kelimeyi bir kelimede hülasa etmek kâbildir: Cumhuriyet". Halkçılık Kurtuluş Savaşı ulusal niteliği gereği tek bir sınıfa ya da gruba dayanmayıp toplumun tüm kesimlerini içine alan geniş ittifakın ürünü olarak kazanılmıştır. Bu nedenle Atatürk'ün halkçılık ilkesi kaynağını kurtuluş mücadelesinde bulmuştur. "Bizim halkımız yararları birbirinden ayrılır sınıflar halinde değil tersine varlığı ve gayretleri birbirine gerekli olan sınıflardan oluşur. Bu dakikada dinleyenlerim çiftçilerdir sanatkarlardır tüccarlardır ve işçilerdir. Bunların hangisi ötekisinin karşısında olabilir. Çiftçilerin sanatkarlara; sanatkarların çiftçilere ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsinin ötekine ve işçiye ihtiyacı olduğunu kim yalanlayabilir?" "Halkçılık; cumhuriyetçilik ilkesinin içerdiği demokratik özgürlükçü çoğulcu yönetimin yasalardaki bir hak olmaktan çıkarılıp işlerliğe kavuşturulmasını; yönetimde siyasada kalkınmada gelirlerin dağılımında devlet ve ulus imkanlarının kullanılmasında halk yararının gözetilmesini amaçlar. Bu amaç doğrultusunda devleti önlemler almak yasalar çıkarmak düzenlemelere gitmek engelleri ortadan kaldırmakla görevli kılar. Laiklik Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki batılılaşma hareketleri sırasında aydın kesimde beliren; din işleri ile devlet işlerinin ayrı tutulması biçiminde özetlenebilecek laik anlayışı bu hareketlerle ilgilenen Atatürk'ü de etkilemiştir. Bunun üzerine Atatürk din olgusunu çağdaş bir anlayışla belirlemiştir. "Din bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz." Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'ına istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. "Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiç bir kimseyi ne bir din ne de bir mezhep kabulüne zorlayabilir. Din ve mezhep hiç bir zaman siyaset aracı olarak kullanılamaz." Ancak laik devlet uygulaması Türkiye'de bir çok tartışmalara çok defa yanlış anlaşılıp yanlış yorumlamalara konu olmuştur. Bilerek ya da bilmeyerek bilinçli ya da bilinçsiz Atatürk'e ve Atatürkçülüğe hep bu çizgiden saldırılmıştır. Bu nedenle de laiklik ve laik devlet düzeni Türkiye'mizde geç ve güç anlaşılan ve en zor benimsenen devrim olmuştur. Ve hatta halen bazı kendini bilmez şahıslar saldırılarına devam etmekte ve dini siyasi amaçla kullanmaya çalışmaktadırlar. İnkılapçılık Atatürkçülüğün inkılapçılık anlayışı zamanına göre geri kalmış müesseselerin ortadan kaldırılması ve yerine ilerlemeyi gelişmeyi kolaylaştıracak geliştirecek müesseselerin konması esasına dayanır. Bu inkılapçılık anlayışı iyiye doğruya faydalıya yöneliktir. İnkılap taassupla mücadelede en başarılı yöntemdir. Atatürk "İnkılap var olan müesseseleri zorla değiştirmek demektir. Türk Milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır." sözleriyle bu gerçeği vurgulamıştır. Atatürkçülüğe göre "Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta ekonomik hayatta ilim ve fen sahasında başarılı olmak için tek gelişme ve ilerleme yolu budur. " İşte bunun içindir ki toplumun zamanın gereklerine kendini uydurması gelişmesi ve yenileşmesi gerekir. Yenileşmeye ayak uyduramayan milletlerin hayatında çöküş başlar. Bu çöküşü önlemek topluma çağdaş niteliğini kaybettirmemek için yeniliklere açık olmak gerekir. Atatürk bu hususu " Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görünüşü ile medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. İnkılaplarımızın ana ilkesi budur. " sözleriyle vurgulamıştır. Atatürkçülük'te inkılapların yaşatılması hayati önem taşır. Bu inkılapların topluma maledilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir. Atatürk inkılaplarının korunması ve yaşatılması sayesindedir ki toplumumuz dinamizmini kaybetmeyecek çağdaşlaşma yolunda adımlarına hızla ve güvenle devam edecektir. Bu bakımdan inkılapların milletçe korunması gerekir. Atatürk'ün gösterdiği Dinamik İdeal'in gerçekleşmesi çağdaş medeniyet seviyesinin gerektirdiği atılımları yapmayı öngörür. Bu bakımdan Dinamik İdeal sadece yapılan inkılapları korumakla yani statik bir durumda kalmakla yetinmeyip aklın bilimin ve ileri teknolojinin yol göstericiliğine dayalı gerekli atılımlarla çağdaşlaşmaya yönelmeyi gerektirir. Milliyetçilik Bu ilkenin de kökeni Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ortaya çıkan batılılaşma hareketlerine dayanır. Bu hareketlere tepki olarak beliren Milliyetçilik düşüncesinin aydın kesimdeki savunucuları arasında Mustafa Kemal'de vardı. Özellikle Namık Kemal Mehmet Emin Yurdakul Ziya Gökalp gibi yazarların düşüncelerini benimseyen Atatürk'ün tarihsel gerçeklerden kaynaklanan şu sözleri o dönemi yansıtır. "Özellikle bizim ulusumuz ulusal anlayışa sırt çevirmenin çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli topluluklar hep ulusal ilkelere sarılarak ulusçu ilkenin gücüne dayanarak kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Gücümüzü yitirdiğimiz anda bizi aşağıladılar küçük gördüler. Anladık ki suçumuz kendimizi unutmamızmış. " Atatürk'ün Milliyetçilik ilkesi ulusal kişilik ve benlik duygusunun ifadesidir. Bir ulusun diğer uluslara bakarak doğal ve kazanılmış özel karakterlere sahip olması diğer uluslardan farklı bir varlık meydana getirmesi genellikle onlardan ayrı olarak onlara paralel gelişmeye çalışması anlayışına milliyetçilik ilkesi denir. "Türk ulusunun yönetiminde ve korunmasında ulusal birlik ulusal duygu ulusal kültür en yüksekte göz diktiğimiz ülküdür" derken de ön plana çıkarılan Ulus kavramıdır. Bu kavram her koşulda vurgulanmış tüm eylemlerde ulus dayanak alınarak sonuç-başarı ulusa mal edilmiş odak noktası olarak "Ulus" kavramı benimsenmiştir. Atatürk'ün Milliyetçiliği aynı zamanda geniş bir hoşgörüye de sahiptir. "Gerçi bize ulusçu derler ama biz öyle ulusçularız ki bizimle işbirliği yapan tüm uluslara saygı gösteririz. Onların bütün ulusal gereklerini tanırız. Bizim ulusçuluğumuz herhalde bencil ve kendini beğenmiş bir ulusçuluk değildir." Devletçilik Türkiye'nin ekonomik konulara ilişkin sorunlarını düzenlemek amacıyla 17.2.1923 tarihinde toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde açılış konuşmasını yapan M. Kemal; ülkenin imparatorluk döneminden devraldığı sorunları ve çözüm aşamasındaki dikkate alınacak ilkeleri belirlerken ulusun tüm bireylerinin ve olanaklarının kalkınma için bir program çerçevesinde seferber edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ekonomik kalkınmayı çok kısa zamanda kalkınmayı öngören Atatürk buna uygun olarak Devletçilik ilkesini benimsemiştir. Bu takdirde karşı karşıya kalınacak güçlük şudur: "Devletle bireyin karşılıklı faaliyet alanlarını ayırmak..." İlke olarak devlet bireyin yerini almamalıdır. Fakat bireyin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de bireyin kişisel faaliyeti ekonomik kalkınmanın asıl kaynağı olarak kalmalıdır... Devletle birey birbirine karşı değil birbirinin tamamlayıcısıdır."Devletçilik ülkenin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle zorunlu bir gereksinimdir. Başarılı olması için akılcı ve özverili bir çalışma gerekliydi. Özellikle Birinci ve İkinci Sanayi Planları uygulamada önemli yatırımların gerçekleştirilmesini sağladı." "Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik kişisel gayret ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha ve ülaaai bayındırlığa eriştirebilmek için ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda devleti doğrudan ilgili kılmaktır." Devletçilik ilkesi Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğmuş ve o dönem için Türkiye'ye özgü bir sistem olup devletle bireyin birbirine karşı değil birbirini bütünleyici olması nedeniyle de dönemindeki ekonomik sistemlerden ayrılmaktadır. |
|
|
|
#185 (permalink) | |
![]() |
Alıntı:
![]() __________________
. [Üye olmadan içeriği göremezsiniz. üye olun] Türkçemize ve bize destek olmak için parmağı tıklayın : ) Forum içinde Türkçeye ne kadar sahip çıktığınızı göstermek mi istiyorsunuz? O zaman lütfen *ban lanmak demeyin ; cazalandırmak fiilini kullanın... *Post kasmak demeyin ; mesaj sayısını yükseltmek deyin... *Lamellar değil ; sömürgeci deyin... Ve lütfen bir Türk'e yakışır cümleler kurun... Mümkünsede parmağı tıklayarak bize yardım edin : ) . |
|
|
|
|
|
#187 (permalink) |
![]() |
ama ben yine yokum...Allaha emanet...
__________________
. [Üye olmadan içeriği göremezsiniz. üye olun] Türkçemize ve bize destek olmak için parmağı tıklayın : ) Forum içinde Türkçeye ne kadar sahip çıktığınızı göstermek mi istiyorsunuz? O zaman lütfen *ban lanmak demeyin ; cazalandırmak fiilini kullanın... *Post kasmak demeyin ; mesaj sayısını yükseltmek deyin... *Lamellar değil ; sömürgeci deyin... Ve lütfen bir Türk'e yakışır cümleler kurun... Mümkünsede parmağı tıklayarak bize yardım edin : ) . |
|
|
![]() |
| Tags: |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|